Ücretsiz öngörüşme için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Randevu alın

Blog

Anne - Çocuk Genel

Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme Önerileri ve Takviye Kullanımı

Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme Önerileri ve Takviye Kullanımı

Çocuk sahibi olmak birçok insanın yaşam planında yer alırken, kısırlık dünya genelinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. On çiftten biri düzenli korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 12 ay veya daha uzun süre boyunca gebelik elde edememektedir. Bu çiftlerin yaklaşık yarısı, tüp bebek tedavisi (IVF/ICSI) gibi doğurganlık yöntemlerine başvurmaktadır. Ancak, bu tedaviyi tek başına almak yeterli olmayabilir. Tüp bebek tedavisinin başarısını artırabilecek değiştirilebilir faktörlere de odaklanmak gerekir.

Yaşam tarzı, doğurganlık üzerinde doğrudan etkili olan değiştirilebilir faktörlerden biridir. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek sadece üreme sağlığı değil genel sağlık ve çocuk sağlığı açısından da faydalıdır. Tüp bebek tedavisi sürecinde ise dengeli bir diyet benimsemek ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını desteklemek başarılı bir gebelik şansını artırmak için atılabilecek en önemli adımlardan biridir.

Diyetin IVF Başarısındaki Rolü
Diyet, doğurganlık üzerinde büyük bir etkiye sahiptir ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları tüp bebek tedavisi başarısını artırabilir. Araştırmalar, Akdeniz diyeti gibi besin açısından zengin diyetlerin yumurta ve embriyo kalitesini artırarak gebelik oranlarını yükseltebileceğini göstermektedir. Omega-3 yağ asitleri, folik asit, D vitamini ve antioksidanlar gibi besin öğeleri, üreme sağlığını destekleyen önemli bileşenlerdir. Aynı zamanda, fazla kilo ve obezite doğurganlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir; bu nedenle, sağlıklı kilo yönetimi de IVF başarısını artıran önemli bir faktördür. Aynı şekilde tedavi sürecini yönettiğiniz beslenme uzmanı tarafından yumurta kalitesini artırmak ve hormanal dengeyi sağlayabilmek için birtakım takviyelerin kullanılması önerilebilir. Bu takviyeler sıklıkla vitamin D, resveratrol, Coenzim Q10, Folik asit, Omega 3, DHCA, Melatonin, Karnitin, Selenyum, Miyoinozitol ve bunların kombinasyonlarıdır. Tüp bebek (IVF) tedavisi, birçok çift için uzun ve zorlu bir süreç olabilir. Başarı oranlarını artırmak adına farklı yaklaşımlar araştırılırken, beslenmenin ve özellikle mikro besin takviyelerinin doğurganlık üzerindeki rolü giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

Mikro Besin Takviyeleri IVF Başarısını Artırabilir mi?
Yapılan çalışmalar, vitaminler, mineraller ve antioksidanların doğurganlık sağlığı için kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir. Bilimsel araştırmalar, mikro besinlerin IVF tedavisinde olumlu etkileri olabileceğini göstermektedir. Çalışmalarda,
● Vitamin E ve D3 takviyelerinin gebelik oranlarını artırdığı,
● Çinko ve selenyumun sperm kalitesini iyileştirdiği,
● Folik asitin sağlıklı embriyo gelişimine katkı sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak, bu çalışmaların çoğu küçük örneklem gruplarında yapılmış olup, sonuçları
daha geniş kapsamlı araştırmalarla desteklenmelidir.

Koenzim Q10 (CoQ10)
Koenzim Q10 (CoQ10), vücudumuzda doğal olarak bulunan ve özellikle enerji üretiminde önemli rol oynayan bir bileşiktir. Son yıllarda, CoQ10’un sadece enerji üretimi değil aynı zamanda antioksidan etkileriyle doğurganlık üzerindeki olumlu etkileri de öne çıkmaktadır. CoQ10 bu bağlamda dünya genelinde en çok tercih edilen besin takviyelerinden biri haline gelmiştir. Kadın üreme sağlığı açısından bakıldığında, CoQ10’un en dikkat çekici etkisi oosit (yumurta hücresi) kalitesini artırmasıdır. Özellikle tüp bebek (IVF) gibi yardımcı üreme yöntemlerine başvuran kadınlarda, CoQ10 takviyesi sayesinde daha kaliteli yumurtalar, daha iyi döllenme oranları ve daha sağlıklı embriyolar elde edilebilmektedir. Yapılan bazı çalışmalar, bu takviyenin yumurtalık ortamını iyileştirdiğini ve mitokondri sağlığını destekleyerek oksidatif stresi azalttığını göstermektedir. Özellikle 30 yaş üzeri bireylerde, yaşa bağlı olarak azalan CoQ10 seviyelerini takviye etmek doğurganlığı destekleyen etkili bir adım olabilir.

DHEA
DHEA (Dehidroepiandrosteron), vücudun doğal olarak ürettiği bir hormondur. Hem böbrek üstü bezleri (adrenal bezler) hem de yumurtalıklar tarafından salgılanır ve vücutta testosteron ile östrojen gibi cinsiyet hormonlarının yapımında öncül görev üstlenir. Tüp bebek tedavisinde DHEA en çok yumurtalık rezervi azalmış kadınlar için önerilir. Bu takviye sayesinde daha fazla sayıda yumurta üretimi teşvik edilebilir. Özellikle “düşük over rezervi” (DOR) tanısı alan, embriyo gelişimi zayıf olan ya da daha önceki tüp bebek denemelerinde yeterli sonuç alamayan kadınlarda umut verici etkiler gösterebilir.
DHEA’nın potansiyel faydaları arasında:
● Daha fazla sayıda toplanabilir yumurta
● Daha iyi kalitede embriyo gelişimi
● Döllenme ve gebelik oranlarında artış sayılabilir.
Genellikle tüp bebek sürecine başlamadan önce, vücudun bu hormonu tolere edebilmesi ve etkisinin görülmesi için 1 ila 3 ay öncesinden DHEA kullanımına başlanması önerilir. Bazı çalışmalarda bu sürecin daha uzun tutulduğu da görülmekte ancak her birey için bu süre, yaşa, yumurtalık rezervine ve genel sağlık durumuna göre değişebilir. O yüzden mutlaka bir uzman eşliğinde planlanması gerekir.

D Vitamini
D vitamini, vücutta kemik sağlığından bağışıklığa kadar birçok önemli işlevi olan bir vitamindir ve düşük serum D vitamini konsantrasyonları bir çok hastalığın oluşmasında rol aldığı gibi üreme sağlığı üzerindeki etkileri de son yıllarda araştırılmaktadır. Özellikle tüp bebek tedavisi gören kadınlarda D vitamini eksikliğinin gebelik başarısını etkileyip etkilemediği sıkça araştırılmaktadır. Bazı çalışmalar D vitamini seviyesinin düşük olduğu kadınlarda kısırlık riskinin daha yüksek olabileceğini göstermektedir. Aynı şekilde D vitamini eksikliğinin düşük riskiyle de bağlantılı olabileceği belirtilmektedir. Ancak şimdiye kadar yapılmış birçok bilimsel çalışma D vitamini takviyesinin doğrudan tüp bebek başarısını artırdığına dair net ve tutarlı bir sonuç ortaya koyamamıştır. Bazı araştırmalarda hiçbir fark görülmezken bazıları da D vitamini eksikliği olan kadınların daha başarılı sonuçlar aldığını öne sürmektedir. D vitaminin genel sağlık etkisini göz önüne alındığında doktor ve diyetisyen tavsiyesi ile bireyin ihtiyacına uygun bir öneri yapılması gerekmektedir.

L-Karnitin
L-Karnitin, vücutta doğal olarak üretilen ve özellikle enerji üretimi açısından önemli bir bileşiktir. Tüp bebek tedavisi sürecinde L-Karnitin’in potansiyel rolü üzerine yapılan çalışmalar umut verici bazı bulgular sunsa da henüz netleşmemiştir. Özellikle PCOS (polikistik over sendromu) tanısı almış kadınlarda L-Karnitin düzeylerinin daha düşük olabileceği gösterilmiş ve bu grupta takviye kullanımıyla bazı metabolik faydalar sağlandığı raporlanmıştır. Bazı araştırmalarda tüp bebek tedavisi gören kadınlarda L-Karnitin düzeylerinde azalma olabileceği ve bunun takviyeye olan ihtiyacı artırabileceği öne sürülmektedir. Hayvan çalışmalarında L-Karnitin’in embriyo gelişimini olumlu yönde etkileyebildiği gözlemlenmiş olsa da insanlar üzerindeki etkisiyle ilgili net kanıtlar henüz yoktur. Yine de enerji üretimi ve oksidatif stresle savaşta L-Karnitin’in genel sağlığa katkısı göz ardı edilemez. Tüp bebek sürecine hazırlıkta doktor ve diyetisyen önerisiyle kullanıldığında faydalı olabilecek takviyeler arasında yer alabilir.

Omega-3
Omega-3 yağ asitleri özellikle balık ve ceviz gibi besinlerden alınan çoklu doymamış yağlardır ve hem genel sağlık hem de doğurganlık açısından oldukça değerlidir. Tüp bebek süreciyle ilgili yapılan araştırmalarda en çok öne çıkan yağ türlerinden biridir. Araştırmalara göre yeterli miktarda Omega-3 alan kadınların doğal yollarla gebe kalma süresi daha kısa sürebilmektedir.

Antioksidanlar
Antioksidanlar, vücutta hücrelere zarar verebilecek oksidatif stresle savaşan bileşiklerdir. Oksidatif stres özellikle yumurta ve sperm hücrelerine zarar verebileceği için tüp bebek sürecinde dikkat edilmesi gereken bir konudur. Yumurta hücreleri özellikle olgunlaşma evresinde oksidatif strese oldukça duyarlıdır. Aynı şekilde sperm kalitesini de olumsuz etkileyebilir. Bu zararlı etki sadece vücuttan değil laboratuvar ortamındaki ışık, oksijen seviyesi gibi koşullardan da kaynaklanabilir. Tam bu noktada antioksidanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak bilimsel araştırmalar, antioksidan takviyelerinin tüp bebek başarısına etkisi konusunda henüz net ve güçlü bir kanıt sunamıyor. 63 farklı çalışmayı kapsayan büyük bir analizde, antioksidan takviyelerinin canlı doğum ve gebelik oranlarını artırabileceği öne sürülmüş ancak bu sonuçların “düşük kaliteli kanıtlara” dayandığı belirtilmiştir. Yine de bazı antioksidanların (örneğin; C ve E vitaminleri, CoQ10, omega-3, selenyum, melatonin, miyo-inozitol gibi) vücutta serbest radikal oluşumunu baskılamada faydalı olabileceği düşünülmektedir. Özellikle PCOS’lu kadınlarda doğum oranlarını artırabileceğine dair bazı veriler bulunmaktadır. Yeni çalışmalar arasında B12, B6 ve folat gibi B kompleks vitaminlerinin kullanımıyla daha iyi embriyo gelişimi ve gebelik sonuçları elde edildiğini gösteren bulgular da görülmektedir.

Resveratrol
Resveratrol üzüm kabuğunda, fındık ve kızılcıkta bulunan doğal bir bileşiktir. Bazı çalışmalar resveratrolün yumurta çevresindeki granüloza hücrelerinde mitokondri sayısını artırarak enerji üretimini desteklediğini ve embriyonun erken gelişiminde olumlu etkiler yaratabileceğini öne sürmektedir. Bileşiğin özellikle folikül gelişimi açısından potansiyel faydaları olsa da rahim içi ortam üzerindeki etkileri hala tartışmalıdır. Bu nedenle IVF sürecinde bu tür bir takviye düşünülüyorsa mutlaka uzman ile görüşülerek karar verilmelidir.


Miyo-inositol
Miyo-inositol vücutta doğal olarak bulunan bir şeker türevidir. En bilinen özelliği insülin duyarlılığını artırmasıdır. Bu nedenle özellikle polikistik over sendromu (PCOS) olan kadınlarda sıklıkla kullanılmaktadır. Takviye olarak miyo-inositol kullanımı yumurta kalitesi ve olgunluğu üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir. Özellikle yumurtalıkları tedaviye zayıf yanıt veren kadınlarda bu takviyenin döllenme oranlarını ve A kalite embriyo sayısını artırabileceğine dair bulgular gösterilmiştir. Ancak bazı araştırmalar IVF başarısı, gebelik ve doğum oranları üzerinde net bir fayda gösterememiştir. Yeni araştırmalar miyo-inositol kullanımının PCOS’lu kadınlarda yumurtalık fonksiyonunu dengeleyebileceğini ve yumurta ile embriyo kalitesini artırabileceğini söylemektedir. Miyo-inositol takviyesi folik asit, melatonin, D vitamini ve bazı proteinlerle birlikte kullanıldığında özellikle blastokist gelişimi ve gebelik oranlarında daha belirgin artışlar görülmüştür.
Uygun dozaj miktarının her kadın için farklı olabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca takviye mutlaka uzman kontrolünde kullanılmalı ve tedavinin kişiye özel planlanması gerekmektedir. Özetle, miyo-inositol PCOS’lu kadınlar için yumurta kalitesinde iyileşme sağlayabilecek potansiyel bir destek olabilir. Ancak mucizevi bir etki beklemek yerine dikkatli, kişiselleştirilmiş ve bilimsel rehberliğe dayalı bir kullanım tercih edilmelidir.

Melatonin
Melatonin genellikle uyku düzenleyici bir hormon olarak bilinse de vücutta güçlü bir antioksidan görevi görmektedir. Bu özelliği sayesinde son yıllarda tüp bebek (IVF) tedavisinde de sıklıkla düşünülmektedir. IVF sürecinde melatonin kullanımını araştıran çalışmaların sayısı giderek artmaktadır ve bu çalışmalar, melatoninin özellikle yumurtalık stimülasyonu sırasında kullanıldığında bazı olumlu etkiler gösterebileceğini söylemektedir. Melatonin kullanan kadınlarda yumurtalar daha olgun olabilir, bu da döllenme ve embriyo gelişimi açısından önemli bir kriterdir.

Tıbbi Beslenme Tedavisi Müdahaleleri:
Yüksek kilo ve obezitenin IVF tedavisinde başarı şansını azalttığı bilinmektedir. Gebelik ihtimali ve doğum oranları vücut yağ oranından etkilendiği gibi düşük riskini de arttırmaktadır. Bu sebeple kilo vermek doğurganlığı arttırabilir. Fakat bu noktada doğru bir tıbbi beslenme tedavisi planlanı önemlidir. Çok düşük kalorili diyetler ve yanlış uygulamalar düşük riskini arttırmaktadır. Bu sebeple bu tür müdahalelerin uzman kontrolünde ve kişiye özel planlanması önemlidir.

IVF tedavisi sürecinde Akdeniz diyeti dikkat çekmektedir. Akdeniz diyetinin yumurtalık kalitesi ve embriyo gelişimi üzerinde olumlu etkileri olabileceğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Bunun aksine yüksek yağlı, şekerli ve işlenmiş gıdalar içeren“batı tipi diyet” ise yumurta kalitesi ve hormonal dengeler üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Hayvan deneylerinde bu tarz diyetlerin yumurtada inflamasyon ve oksidatif stres seviyelerini artırdığı, embriyo gelişimini olumsuz etkileyebilecek genetik değişimlere yol açabileceği gösterilmiştir.


Sonuç olarak,
Tüp bebek sürecinde besin takviyeleri, yumurta kalitesini artırmak ve gebelik şansını yükseltmek için umut verici olabilir. Ancak her kadının ihtiyacı farklıdır ve takviye kullanımı mutlaka bir uzman kontrolünde olmalıdır. Takviyelerin yanı sıra sağlıklı bir beslenme düzeni ve yaşam tarzı da bu konuda büyük bir önem taşımaktadır. Akdeniz diyeti, bol sebze-meyve, sağlıklı yağlar ve omega-3 açısından zengin besinler içeren bir beslenme planı üreme sağlığını destekleyebilir.
Tüp bebek sürecindeyseniz veya doğurganlığınızı artırmak istiyorsanız beslenme düzeninizi gözden geçirmek ve uygun takviyeleri değerlendirmek için bir uzmana danışmanız önemlidir.

Referanslar:

  1. Boedt, T., Matthys, C., Lie Fong, S., De Neubourg, D., Vereeck, S., Seghers, J., … & Dancet, E. A. F. (2021). Systematic development of a mobile preconception lifestyle programme for couples undergoing IVF: the PreLiFe-programme. Human Reproduction, 36(9), 2493-2505.
  2. Budani, M. C., & Tiboni, G. M. (2023). Nutrition, female fertility and in vitro fertilization outcomes. Reproductive Toxicology, 118, 108370.
  3. Hart, R. J. (2024). Nutritional supplements and IVF: an evidence-based approach. Reproductive BioMedicine Online, 48(3), 103770.
  4. Budani, M. C., & Tiboni, G. M. (2020). Effects of supplementation with natural antioxidants on oocytes and preimplantation embryos. Antioxidants, 9(7), 612.
  5. Lin, G., Li, X., Jin Yie, S. L., & Xu, L. (2024). Clinical evidence of coenzyme Q10 pretreatment for women with diminished ovarian reserve undergoing IVF/ICSI: a systematic review and meta-analysis. Annals of medicine, 56(1), 2389469.

Derleme: Fzt.Dyt. İrem Sena Erken

Write a Comment

Danışan Hikayeleri

Esma Hanımla diyet sürecim gerçekten tok karınla ve çok keyifli geçti. Geçici bir diyettense öğünlerimi dengelemeyi ve bu dengeyi korumayı öğrendim. Bu benim için çok önemli bir kazanım oldu. Uygulanabilir ve sürdürülebilir listeleri için kendisine minnettarım.

Melike Hanım
Melike Hanım

Digibus ailesi olarak yaklaşık 1 yıldır Esma Hanım’dan kurumsal beslenme danışmanlığı alıyoruz. Şirketimizin yemek menüleri kendisi tarafından hazırlanıyor. Ayrıca her ay beslenme konusunda seminerler düzenliyor. Bireysel danışmanlık isteyen çalışanlarımıza bu konuda yardımcı oluyor. Kendisinden memnunuz. Kurumsal danışmanlık almak isteyen firmalara öneririz.

Digibus, İstanbul
Digibus, İstanbul

Riskli gebelik sürecimde, bebeğim ve kendim için güvenilir birinin desteğine ihtiyacım vardı. Amacım hem kilo kontrolü sağlamak hem de bana ve bebeğimin ihtiyaçlarına uygun bir beslenme planı takip etmekti. Esma hanım, gebeliğin dalgalı duygu durumlarını ve fiziksel zorlanmalarını hesaba katarak benimle hassas bir şekilde ilgilendi ve bu süreci tamamlamama yardımcı oldu. Sonunda bebeğimi sağlıkla kucağıma almak nasip oldu ve bunda diyetisyenimin de önemli bir payı olduğunu düşünüyorum.

Elif Hanım, İstanbul
Elif Hanım, İstanbul

Esma Hanim size men tewekürmü bildirmek isteyirem. Sizden çok memnun kaldım. Sizin yazdığınız beslenmeden sonra çocukta çoxlu ireleyiw oldu hem karaciğer deyerlerinde hem yemek konusunda çok deyiwikler oldu. Kan şekerinde düzelmeler oldu daha kan şekeri düšük olmuyor. Bende bilincli oldum, yemek konusunda çok faydalandim. Ne yaxsi ki sizi tanidim bunan sonraki illerdede benim seçimim siz olacaqsiniz. Her wey üçün tewekurler.

Ellada Hanım, Azerbaycan
Ellada Hanım, Azerbaycan

7 yaşında, hızla kilo alan kızım için diyetisyen Esma hanım ile görüşmeye başladık. Kendisi kızımla çok güzel bir iletişim kurdu. Yanlış beslenmenin ne olduğunu, nasıl beslenmesi
gerektiğini sabırla öğretti. Kısa sürede güzel sonuçlar elde ettik. Artık neyi ne kadar yemesi gerektiğini biz söylemeden biliyor ve ona göre davranıyor. Bu süreçte her daim yanımızda
olduğu için kendisine teşekkür ederiz.

Ayşe Hanım, İstanbul
Ayşe Hanım, İstanbul

Merhaba ben Derya. Metabolik bir rahatsızlık olan Glikojen Depo Tip-3 hastası Elzem’in annesiyim. Elzem yaklaşık 5.5 aylıkken Glikojen Depo Tip-3 tanısı konuldu. Gün içinde iki
saatte bir beslenmesi ve günlük kan şekeri takibi yapılması geren bir döneme girdik. Tabii ki sıkı bir diyete başlanacaktı. Ne yemesi gerektiği konusunda kafamız epey karışmıştı.
İnternetteki bilgi kirliliğini bırakıp profesyonel bir destek almaya karar verdik. Bu arada GSD ailesi vasıtası ile Esma hanımla tanıştık. Görüşmelerimizin ilk haftalarında önyargılarımızın
çoğunun kırıldığını gözlemledik. Esma hanımın öneri ve alternatif çözümleri yavaş yavaş sonuç vermeye başladı. Seanslarımız başladıktan birkaç ay sonra yüksek karaciğer değerlerimizin ilk defa düştüğünü gözlemledik. Kan değerlerimizde de düzelmeler vardı. Daha sonrasındaki doktor kontrollerimizde karaciğerimizin küçülmeye başladığını gördük. O andaki mutluluğumu tarif bile edemem. Tabi ki yolun daha başındayız ve sürekliliğin sağlanması gereken bir süreçteyiz. Yine de ufak ufak düzelmelerin olması bizim açımızdan çok sevindirici. Profesyonel desteğin önemini bu dönemde anlıyorsunuz. İyi ki Esma hanımla yollarımız kesişmiş. Kendisine sonsuz teşekkürler.

Derya Hanım, Tokat
Derya Hanım, Tokat

Uzun bir süredir diyet yapmayı düşünüyordum. Kendime tarih olarak Temmuz ayını belirlemiştim. Esma hanımla bir kaç ay öncesinden konuştuk lakin eşimin yaptığı diyet benim gözümü korkutmuştu. Ancak kişiye özel beslenme planı ile Esma hanım bu korkularımı yenmemi sağladı. 6 hafta içerisinde aç kalmadan sağlıklı beslenerek 9 kilo verdim. Kendisi ile çalışmaya devam ederek hedefime ulaşmayı düşünüyorum. Teşekkürler Esma hanım.

Mehmet Niyazi Bey, İstanbul
Mehmet Niyazi Bey, İstanbul

Yıllardır deneyimlediğim çeşitli diyetlerden, sürekli kilo alıp vermelerden sonra Esma hanım ile tanışma fırsatım oldu. Metabolizma olarak sıkıntılı bir yapıya sahibim ama Esma hanımın
çabaları, en önemlisi güler yüzü ve motivasyonu sayesinde bir buçuk ay içerisinde metabolizma sorunumuzu yenmeye ve kilo vermeye başladık. Aynı zamanda kan değerlerimde düşüklük, vücudumda aşırı şişkinlik ve safra kesesi problemim vardı. İlk olarak sağlıklı beslenme programımız ile vücudumdaki şişliklerden kurtulup kan değerlerimde iyileşme sağladık. Ardından safra kesesi ameliyatı için bir beslenme programı ile gayet başarılı ve kolay bir ameliyat süreci atlattım. Esma hanım ile başladığım bu zorlu yolda tam 20 kilo verdim ve vermeye devam edeceğim. Teşekkürler Esma hanım.

Seda Hanım, İstanbul
Seda Hanım, İstanbul

Yaklaşık sekiz senedir 60 kilogramın altına hiç düşmemiştim. Esma hanımla çok memnun kaldığım bir diyet süreci geçirdik. Dört haftalık bir diyet programı uyguladık. Birinci ayın sonunda tartıda -5 kg gördüm ve hic aç kalmadım. Sağlıklı bir beslenme programıyla mutlu bir şekilde kilo verdim. Bir ayda 64 kg ile başlayıp 59 ü gördüm ve inanılmaz mutlu oldum çünkü artık o kiloyu asla veremem, bana yapıştı gözüyle bakıyordum. Diyet sürecinden önce o kadar çok zayıflama çayı kullandım ki hepsinin boş olduğunu da anlamış oldum. Esma hanım güler yüzlü ve sizi motive eden bir diyetisyen. Herkese tavsiye edebileceğim tek kelimeyle işinde mükemmel birisi. Yolu hep açık olsun.

Burcu Hanım, İzmir
Burcu Hanım, İzmir